Çocukların oyun oynarken davranışlarını izlediniz mi hiç? Aynı yetişkinler gibi onlar da farklı kişiklere sahiptir kimi sessiz, kimi istediğini yaptırmak için sürekli ağlayan, kimi hırçın, kimi sevgi dolu uyumlu, kimi "hep benim dediğim olsun yoksa oynamam" diyen....
Hayatınızdaki insanların davranışlarını izlediniz mi hiç? Sürekli ağlayan sızlayan insanlar vardır olmadı, yakışmadı, yapmadı, gelmedi... hep 3.tekil şahıslara yüklerler hayatı sızlanıp dururlar... İnsanlar vardır; sürekli konuşurlar; onun hakında, bunun hakkında, patronun hakkında, eşinin hakkında konuşurlar konuşurlar...Çözüm aramazlar da hep konuşurlar sonra bir bakarsın hakkında konuştukları kişinin en yakınında dururlar sanki hiç birşey yokmuş gibi.
İnsanlar vardır; ben istiyorum,banane, canım nasıl isterse, sanane, ben böyleyim diyerek hayatı hem kendileri hem çevresindekiler için zorlaştıran bencil insanlar...Ve bu bencil insanların yanında hep fedakar,dengeli, hoşgörülü olanlar vardır.
Bencil insanlar kendileri de çok mutlu değildirler aslında hep daha fazlasını isterler küçük şeylerle mutlu olamazlar, sevdiklerini bile severken incitirler, yarı yolda bırakırlar , kendilerini de sevdiklerini de -mecbur- sevenlerini de kahrederler..
İşin kötüsü acaba ben de böyle miyim diyemeyiz bir türlü."Yok canım ne alakası var ben bencil biri değilim" diye geçer içimizden. Ama öyleyiz işte nasıl herkes aynı renk değilse koyudan açığa herkesin içinde biraz vardır bencillik.Simsiyah olanlardan korkarım ben en çok.Kullanırlar insanları, bir bakarsın ki orta yerde öylece kalmışsın arkanda ise kimse yok.
Simsiyah bencil olanlardan kaçarım ben çok zarar verirler hem de çok.Huzurunuzu yok ederler, aşkınızı, çocukluğunuzu...Zamanın en güzelini çalarlar sizden gözyaşlarınızla.. Ya kaçamazsak? Sessizlik çare olur artık, yaralar acımaz.Çoğu zaman bir kötülük çıkıverir içinizden hiç istemeden birilerini siz de yaralarsınız. Miras mıdır bencil olmak, yaşamın zamanla yarattığı katkısı mıdır yoksa çocukluk döneminin kötü bir hatırası mıdır bilinmez.
Her güzelliği mahvedebilen, her iyiliğin içine kötülük katabilen, sömüren, sinirlendiren, hastalandıran, aşksız bırakan, sevgisiz çoğalan yine de azalmayan bencil insanları izlediniz mi hiç? Onlara dur bakalım dediniz mi?Yoksa sessizlik çaredir mi dediniz? Delikanlılık öldü mü dediniz mi siz o insanlara, tek başına karşı durdunuzmu sonucu ne olursa olsun... Yoksa sen böyleysen ben de böyleyim işte diyerek bu hastalığa siz de mi tutuldunuz, yoksa siz de mi bencil oldunuz?
İyiler hep kazanamaz... Ama olsun yine de kalan son kahramanlara....
Hep sevgiyle...
BU GÜRÜLTÜ NEDEN? SESSİZCE SEVMEK VE YARATMAK VARKEN.... Özdemir Asaf
sevdim hüzün bulutu gözlerini
binbir renk duygu isiltisi yansitan
engin derin bakislarini sevdim....
gönül kiyilarinda sevgi irmagini
o irmagin serinligini
ilik meltemlerde sessiz sesini sevdim......
düsündükçe seni
duygu seli yumusacik yüregini
kizilsari özlemlerini
kirilgan umutlarini sevdim.....
kekremsi karanlik gecelerde
sokak lambalari misâli
aydinlik tasiyor gözlerin ruhuma
ben senin sevgi isigini sevdim......
sarmasik güller doladim siyah duygularina
sevgi harmanlayip topragi karmani sevdim....
hiç düsündün mü?
sen olmasan neye yarar
soluksuz umutlarda savrulan yarinlar...
hiç düsündün mü?
sen olmasan nasil çalar
yarali kalplerin kemani
sevinçle nefes notalarini...
iste... cana can katan
sevgi emekçisi yüregini sevdim.....
yüzünü gölgeleyen gri yasam savki
dokununca dudak kivrimlarina
buruksu gülüslerini sevdim......
sevdim gözlerinde bozkir yalnizligi
yüzündeki derin kivrimlarda
hüzzam nagmeleri dinlemeyi sevdim..
ben seni sevdim! Icerik Icin Yorum Yazabilirsiniz
Akıl “Geleceğini düşün” derken, Aşk “Ne geleceği? Ne zaman Azrail ile karşılaşacağını biliyor musun?” der.
Akıl, anlık mutlulukların sonu olmadığını, bir düzen kurman gerektiğini söyler, Aşk ise anı yaşaman için bastırır.
Akıl, kaybedeceklerini hesapla diyerek dikilir karşına, Aşk ise gemileri yakman için ateşi tutuşturmaya kalkar eline.
Akıl, paran yoksa bu hayatta adam gibi yerin yok, beni başına topla derken, Aşk, o aklı başından almak için pusuya yatmıştır bir yerlerde.
Akıl, sükûneti, huzuru tavsiye ederken, Aşk hemen devreye girer ve serüvensiz bir hayatı, otların da yaşadığını fısıldar kulağına.
Akıl, zararlı alışkanlıklardan uzak durmayı, tutkuları denetim altına almayı öğütlerken, Aşk, bu dünyada Akıllı insanların değil, tutkularıyla yaşayanların arkalarında izler bıraktığına yemin üstüne yemin eder.
Akıl, yaşının adamı ol diye gözlerini kısıp kaşlarını çatarken, Aşk, içindeki çocuğu sakın ola öldürme diye öğüt üstüne öğüt verir.
Akıl, içinde yaşadığın toplumun hiç değilse genel olarak normlarını kabul et derken, Aşk tam bir başkaldırıya çağırır.
Akıl, sayısız tehlikeyi sıralayarak kendini korumanı önerirken, Aşk, ruhunu bile çırılçıplak soymanı ister.